I.
GİRİŞ
Yerküre, Güneş'ten uzaklık olarak üçüncü, çap olarak beşinci gezegen.
Yerküre'den Güneş'e olan ortalama uzaklık 149,503,000 km dir. Yaşamın varolduğu
(şimdilik!) yegane gezegen. Yerküre'nin yörüngesinin ortalama uzunluğu
938,900,000 km dir ve Yerküre bu yörünge boyunca yaklaşık 106,000
km/h hızla hareket eder. Yerküre kendi ekseni etrafını 23 saat 56
dakika 4.1 saniyede dolanır.
II. BİLEŞİMİ
Yerküre, beş bölümden oluşur: gazlardan oluşan atmosfer, sıvı hidrosfer, ve geniş ölçüde katı olan litosfer, manto, ve çekirdek. Atmosfer, 1100 km den daha fazla bir kalınlığa sahiptir. Hidrosfer Yerküre'nin yaklaşık yüzde 70.8'ini kapsar. Litosfer, esas olarak katı kabuktur, 100 km derinliklere kadar uzanır. Manto ve çekirdek, Yerküre'nin ağır içi yapısını oluştururlar.
Litosferdeki
kayaçlar hemen hemen 11elementden oluşmuşlardır ve bunlar kütlenin yüzde 99.5
ini oluştururlar: oksijen, silisyum, alüminyum, demir, kalsiyum, sodyum,
potasyum, magnezyum, titanyum, hidrojen, ve fosfor.Litosfer, kabuk ve üst
manto'dan oluşur, ki bunlar levhalar halinde bölünmüşlerdir. Üst manto
astenosfer olarak bilinen kısıma sahiptir.
Yer içi,
çekirdeğin etrafındaki bir manto ile temsil edilir. Manto, 2900 km derinliğe
kadar uzanır. Çekirdek yaklaşık 2225 km lik bir dış kısma sahiptir. bu
büyük olasılıkla sıvıdır.İç çekirdek, ki yaklaşık 1275 km lik bir yarıçapa
sahiptir, katıdır. Her iki çekirdek tabakası büyük ölçüde demirden oluşmuştur ve
Yer'in magnetik alanının kaynağıdır.İç çekirdekte sıcaklıklar 6650° C den
daha yüksektir. İç çekirdekteki ısının kaynağının uranyum ve diğer
radyoaktif elementler olduğu düşünülmektedir.
III. YERKÜRE'NİN YAŞI VE KÖKENİ
Bilim adamları, yerküre'nin yaşını 4.65 milyar yıl olarak saptarlar.
Yerküre'deki en eski kayaç yaklaşık 4 milyar yaşındadır. Kozmik parçalar
ve gazlar gravitasyonla oluştuktan sonra, Yerküre, bağıl olarak soğumaktadır.
Sürmekte olan büzülme ve radyoaktivitenin neden olduğu ısı ile ergimeyle
Yerküre, kabuk, manto ve çekirdek olarak farklılaşmıştır. Hafif gazlar Manto ve
kabuktan kaçmıştır.Bunlardan bazıları ilkel atmosferi oluşturken, su buharı
okyanusları oluşturmak üzere yoğunlaşmıştır.
IV. YERKÜRE'NİN MAGNETİK ALANI
Yerküre'nin tamamı muhteşem bir mıknatıs gibi davranır.Yerin magnetik kutupları ile coğrafi kutuplar aynı yerlerde değildir. Magnetik kutupların konumu yıldan yıla değişim gösterir.Eski volkanik kayaçlar üzerinde yapılan çalışmalar gösterir ki onlar oluştukları zamandaki magnetik alanda bir mıknatıslanma kazanırlar. Bu tür kayaçlar üzerinde yapılan çalışmalarla, jeolojik zaman boyunca kıtaların sabit olmadığı ve hareket ettiği açığa çıkmıştır. Ayrıca yeni yapılan çalışmalarla yer magnetik alanının terslendiği bulunmuştur.
V. YERKÜRE'NİN DEPREMLERİ
Levha sınırlarındaki devingenlik ve değişim, yerkabuğunda deformasyonlar, gerilme birikimleri ve kırılmalar oluşturmaktadır. İşte bu kırılmalar ve varolan kırıklar boyunca yer değiştirmeler depremlerin oluşmasını sağlamaktadır. Bu deformasyonlara sebep olan iki önemli olgu vardır.
1) Enerji birikimi
2) Enerjinin aniden açığa çıkması
Yerkabuğu ve litosferde deformasyonlara neden olan enerji; gravitasyonel potansiyel enerji, kinetik enerji, kimyasal enerji ve yamulma enerjisidir. Sismoloji çalışmaları, bu enerji türlerinden yalnızca elastik yamulma enerjisinin büyük depremleri oluşturacak kadar güçlü olduğunu göstermiştir.
Depremlerle elastik yamulma enerjisinin açığa çıkmasındaki ilişki; çeşitli kuvvetler (tektonik, volkanik) nedeniyle yer kabuğu içinde biriken gerilmeler belirli bir düzeye geldiğinde ortamın dayanma gücünü yenmekte ve böylece yer kabuğu kırılarak veya varolan bir kırık boyunca kayarak tektonik depremi oluşturmaktadır.
Deprem, elastik bir ortamda biriken potansiyel enerjinin kinetik enerjiye
dönüşümü olarak düşünüldüğünde, kaynak bölgesindeki yoğunluk, Young Modülü,
katısallık (rijidite) gibi elastiklik katsayılarının deprem kaynağının oluşumunda
önemli parametreler olduğu anlaşılır. Ayrıca bölgenin tektonik özellikleri
depremin
oluşumunda önemli bir etmendir. Depremin oluşumunda 4
ayrı aşama belirlenmiştir.
a) İNTER-SİSMİK DÖNEMİ: Fay üzerinde hareketin olmadığı, ancak elastik
yamulma enerjisinin biriktiği dönemdir.
b) PRE-SİSMİK DÖNEMİ: Fay üzerindeki gerilmenin kritik düzeye geldiği
aşamadır.
c) KO-SİSMİK: Bu kısa dönemde potansiyel enerji hızla kinetik enerjiye
dönüşür.
Yani deprem anıdır.
d) POST-SİSMİK DÖNEMİ: Art sarsıntıların oluştuğu ve fayın yeni bir
denge
durumuna geldiği dönemdir. Post-sismik döneminin sonu
inter-sismik döneminin
başlangıcıdır.